Header Ads

Ecdâdımızın Hava Tahminleri



Anadolu'nun çoğu yörelerinde olduğu gibi Kabataş’ta da kitle iletişim araçları olmadan (televizyon, radyo, gazete vb.) önce, hava tahmini tecrübeye dayalı olarak yapılmaktaydı. Bu tahminlerin büyük çoğunluğunun da bugünkü bilimsel biçimde yapılan tahminler kadar doğru sonuçlar verdiği bilinmektedir. Halk, ekimini, dikimini, hasatını bu tahminlere göre yürütmüş iklim şartlarının verdiği olumsuz sonuçlardan azami derecede etkilenmemeye çalışmıştır.

Bu tahminlerin çoğu, havadaki değişmeye, bulutların durumuna, rüzgârın esme yönüne, yıldızların sıklık ve seyrekliğine vb. durumlara göre yapılmıştır. Kitle iletişim araçlarının en ücra yerlere kadar ulaşması sonucu, bu tahmin raporları artık unutulmaya yüz tutmuştur. Ancak, yaşlı insanlar bu alışkanlıklarını devam ettirmektedirler.

Unutulmaya yüz tutan bu kültür mirasımızın kayıt altına alınması kuşkusuz büyük önem taşımaktadır. Bizler de bu yazımızla bu gerekliliğe bir parça olsun dikkat çekmek istedik.

Kabataş Halk meteorolojisini araştırırken birinci derece bilgi kaynağımız yaşlılar oldu. Onlardan aldığımız bilgileri toparlamaya çalıştık. Bu çalışmalar esnasında şu gerçeği de tespit ettik. Kabataş’taki halk meteorolojisindeki bilgiler ile ülkemizin diğer bölgelerine ait bilgi ve terimler büyük benzerlik göstermektedir. Hatta birçok bilgi ve terim aynı. Bu benzerlikte yaşam koşullarının benzerliği çok önemli. Fakat bu benzerlikte cumhuriyetimizin ilk yıllarından beri yaygın bir şekilde kullanılan ve genelde halk arasında “Saatli Maarif Takvimi” olarak adlandırılan duvar takvimlerinin de rolü inkâr edilemez.

Halk meteorolojisi konusunu daha iyi anlayabilmemiz için öncelikle halk takvimi hakkında bilgi vermek gerekir.

KABATAŞ HALK TAKVİMİ

Kabataş halkı da hava tahminlerinde güneşe göre düzenlenmiş, Rumi takvimi kullanmışlardır. Günümüzde kullandığımız miladi yıldan 585 yıl geriye gittiğimizde Rumi yıla ulaşıyoruz. Bu takvimde yıl iki bölümden oluşmaktadır. Sıcak günleri kapsayan Hızır ve soğuk günleri kapsayan Kasım günleri. 186 gün olarak kabul edilen Hızır günleri miladi 6 mayısta başlar (Hıdırellez) ve 7 Kasım’da sona erer. 8 Kasım’da başlayıp 5 mayısta sona eren Kasım günleri ise 180 gündür.

Ayların ise adları ile miladi takvime göre başlangıç ve bitiş tarihleri aşağıdaki şekildedir.

Ay adı (Rumi)

Başlangıç

(Miladi)

Bitiş

(Miladi)

Zemheri

14 Ocak

13 Şubat

Gücük

14 Şubat

13 Mart

Mart

14 Mart

13 Nisan

Abrul

14 Nisan

13 Mayıs

Mayıs

14 Mayıs

13 Haziran

Kiraz

14 Haziran

13 Temmuz

Orak

14 Temmuz

13 Ağustos

Ağustos

14 Ağustos

13 Eylül

İlkgüz

14 Eylül

13 Ekim

Ortagüz

14 Ekim

13 Kasım

Songüz

14 Kasım

13 Aralık

Karakış

14 Aralık

13 Ocak

Gün isimleriyle ilgili olarak bugünkünden farklı bir bilgiye ulaşılamamıştır.

SAYILI GÜNLER

Kış Mevsimi: Kış mevsimi için 90 hesabı kullanılmış ve ikiye bölünmüştür. 40 gün Zemheri.50 gün Hamsin olmak üzere toplam 90 gün. 40 günlük Zemheri Karakış’ın 6’sında başlar ve Zemheri’nin 17’sinde biter. Kış’ın ikinci bölümü olan Hamsin, Zemheri ayının 18’inde başlar ve Mart ayının dokuzunda biter.

Gücük Yedisi: Rumi 7 Gücük, (Miladi 20 Şubat.) Şiddetli kışlar görülür.

Gücük Yedisi için “Ya kar yağar. Kar gücük devenin kuyruğuna çıkar. Ya da sıcak olur, sıcaklık gücük iti solutur.” denilmektedir.

Halk arasında Gücük Ayı’nın kararsız havasını belirtmek için “Deli Gücük Kudurdu” diye bir de söz vardır.

Cemreler:

  • 1.Cemre: Gücük ayının 7.gününde (20 Şubat) cemre havaya düşer. Havalar ısınmaya başlar.
  • 2.Cemre: Gücük ayının 14. gününde (27 Şubat) cemre suya düşer. Sular ısınmaya başlar.
  • 3.Cemre: Gücük ayının 21. gününde (miladi 6 Mart) cemre toprağa düşer. Toprak ısınmaya başlar.


Bede Yel (Vade Yeli): 18-21 Gücük (3-6 Mart) tarihleri arasında dört gün eser. Güneyden (Kıble) eser. Halk arasında “Deniz kıbleyi basarsa bolluk olur, yaz boyu çipintili (yağışlı) gider. Kıble denizi basarsa kurak gider, kıtlık olur.” denilmektedir.

Bu rüzgârın komşumuz Tokat’ta 22-26 Gücük’te estiği ve 26 Gücük’te esen şiddetli rüzgâra toprakları yerden kaldırıp sürüklediği için “Kabuk kaldıran” adı verildiği bilinmektedir.

Sürü sahibi bir Müslümanın kışın sonlarına doğru hayvanlarının yiyeceği biter. Çaresiz yakın köydeki gayrimüslim bir komşusuna hayvan yiyeceği için başvurur. O da kızını vermesi şartıyla yiyecek vereceğini söyler. Üzgün bir şekilde eve dönen sürü sahibi bu olayı kızına anlatır. Kız bu istek karşısında çok üzülür. Gece sabaha kadar ibadet eder ve Allah'a şöyle yalvarır: “Es bede yeli es, gavurdan benim nasibimi kes ya bana toprak ya sabaha yaprak.” Kızın dileği kabul edilir. Sabah olduğunda, güneş doğmuş, karlar erimiş, koyun sürüleri otlanacak kadar hava güzelleşmiş, yapraklar açmıştır. Böylece kız çirkin istekten kurtulur.

Kocakarı Soğukları (Beldir Aciz): Gücük ayının 26. günü ile mart ayının 4. günleri (11-17 Mart) arasında devam eden sayılı fırtınadır. Beldir Aciz fırtınası, “Beldir aciz, yer gök taciz.”, “Üçü Şubat'ta, dördü Mart'ta” gibi sözlerle tarif edilir. Bu fırtınalı günlere “Kocakarı Soğukları” adı verilir.

Çok eski tarihlerde, bir köyde oğlakları çok sevdiği için koyun yerine keçi besleyen bir nine yaşarmış. Her yaz yaylaya çıkan nine, bir sene zamanı gelmediği halde havaların ısınmasına aldanarak gücük ayının sonunda yaylaya çıkar. Bir iki gün yaylada kalır ve havaların sıcak olması hoşuna gider. Bunun üzerine kış ayı ile alay eder. Kış ayı 4 gün 4 gece kar yağdırıp tipi estirir (Gücük’ün son dört günü). Ancak nine ve oğlakları ölmeyince kış, Mart ayından üç gün borç alır. Böylece 7 gün 7 gece fırtına estirir. Nine ve oğlakları ölür.

Mart Dokuzu: Mart ayının 9. günüdür. (22 Mart) Gece gündüz eşit olur. “Mart Dokuzu” olarak bilinen bugünde, bahar başlar. Ancak bazı yıllar şiddetli fırtınalar görülebilir.

Mart Dokuzu ile ilgili olarak “Mart dokuzuna 9 kütük 9 harar saman hazırla.” Sözü yaygın olarak kullanılır. Ayrıca Mart ayı ile ilgili olarak “Mart’ın şakası olmaz. Kapıdan baktırır, kazmayı küreği yaktırır” denilmektedir.

Martın İki Dokuzu: Mart 18 (Miladi 31 Mart.) Fırtınalı geçebilir. Aldatıcı bir hava vardır.

Mart ayı ile ilgili olarak halk arsında “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.” sözü yaygın olarak kullanılır.

Abrul Beşi: Abrul ayının 5. gününde (18 Nisan) görülen sayılı fırtınadır. Çok şiddetli soğuk olur. Daha önceki sıcaklara aldanarak yaylaya göç edenler geri göçerler.

Halk: “Korkma Zemheri’nin kışından, Kork Abrul’un beşinden, Öküzü ayırır eşinden” diyerek bilmeyenleri bu fırtınaya karşı uyarır. Bu söz ile ilgili olarak halk dilinde birkaç rivayet bulunmaktadır. Bunlardan biri, aynı zamanda Kabataş’ta yaygın olanı şudur:

Çiftçinin iki öküzü vardır. Fırtına nedeniyle öküzlerin yiyeceği biter. Öküzün birini satar ve parasıyla diğerine yiyecek alır.

Diğer rivayet ise şudur:

Bir zamanlar adamın biri, “Abrul’un beşinde öküzlerini almış çift sürmeye gitmiş. Sabah giderken hava iyiymiş, günlük, güneşlikmiş. Öğleye doğru hava birden değişmiş. Yağmur, dolu, kar, fırtına, boran birbirine karışmış. Tarla köye biraz uzakmış. Öküzün biri o soğuğa dayanamamış ve ölmüş. İşte bu olay üzerine de bu söz söylenir olmuş.

Hıdrellez: Abrul’un 23. günü (6 Mayıs) Seneyi ikiye bölen gündür. Öğleye kadar yakıcı güneş olur, öğleden sonra fırtına ile şiddetli yağış ve ardından sel olur.

Kış mevsiminin geride kalışı, yazın başlangıcı, tabiatın canlanışıdır. Bir geçiş döneminin bir dizi adetlerle kutlandığı gündür. Aynı zamanda bolluk, bereket, dileklerinin kabul edileceği Hızır ile İlyas’ın buluştuğu gün olarak da inanılan Hıdırellez’in toplumumuzdaki yeri çok büyüktür. Hıdırellez günü için Kabataş’taki bazı inanışlar şöyledir:

Yeşillik girerse evi kara böcek basar.

Hıdırellez günü yağan çise ile yoğurt mayalanırsa tutar.

Bir kişi şafak vakti kimseye görünmeden ve ardına bakmadan bir kaynaktan su alır pişmiş süte katarsa yoğurt olur.

Hıdırellez geçmeyince mısır ekilmez.

Hızır AS. ile İlyas AS. birbirleriyle deniz sularının karayla temas ettiği noktada buluştuğu gün olarak bilinmektedir. Hızır Aleyhisselam karayı, İlyas Aleyhisselam’da denizi temsil eder. Hayatın can bulması ve devamı için toprak ve güneşe ihtiyaç vardır. Bu unsurların bugünden itibaren birbirleriyle bütünleştiğine, sıkıntıların geride kaldığına, güzel günlerin başladığına inanılır.

Mayıs Yedisi: Rumi 7 Mayıs (20 Mayıs). Sayılı Fırtına.  Mayıs yedisi bulutlu veya yağışlı geçerse Yaz mevsimi iyi geçer, bolluk olur. Mayıs yedisi sıcak geçerse yaz mevsimi kurak geçer ve kıtlık olur.

Gündönümü: Kiraz’ın 12. günü (25 Haziran) gün döner. Günler kısalmaya başlar. Fırtına olabilir.

Ağustos Sıcağı (Eyyam-Bahur): Halk takvimine göre Ağustos’un ilk haftası bunaltıcı ve kavurucu sıcaklar yaşanır. Bu günlerde çobanlar sürülerini gölgelik yerlerde tutmaya çalışır.

Gündönümü: Karakışın 12’sinde (25 Aralık) döner. Günler uzamaya başlar.

HAVA TAHMİNLERİ:

  1. Mart ayının ilk sekiz günündeki hava durumuna bakılarak o yıla ait hava tahmini yapılır. Bu sekiz ay tarım işlerinin yapıldığı dönemdir. Mart ayı birinci ay kabul edilir ve her gün bir aya denk gelir. Örneğin 4 Mart’ın Kiraz ayına denk gelmesi gibi. Ay’a denk gelen günde hava nasıl ise o ay havanın o şekilde geçeceği düşünülmektedir.
  2. Bulutların batıdan doğuya hareket etmesi yağmura işarettir. Hareket doğudan batıya olursa hava açar.
  3. Öğleden önce hava bulutlar, hava kararır. Daha sonra bulutların arasından güneş çıkar (alamuk) ve batıdan Ebem Kuşağı (Gökkuşağı) çıkarsa bir süre yağmurluk gider. (Ya yedi gün yağar ya da yedi gün sonra yağar. Ebem Kuşağı doğuda olursa kurak olur.
  4. Bahar aylarında (özellikle Abrul) dere alçak halde duman yürürse yağmur yağmaz.
  5. Dere özlerine (vadileri) parça parça duman çökerse yağış olur.
  6. Songüz’ün 15’inden sonra deniz üstünde öğleden sonra Ebem Kuşağı çıkarsa kar çok yağar (Kar yüksekliği fazla olur).
  7. Karakış ve Zemheri aylarında gök gürlerse kış bölünür.
  8. Karakış gündönümünde Kömüş (Manda) göle yatarsa “Allah sonunu hayır etsin, kış bahara uzadı” denilir.
  9. Kurbağaların topluca bağırması yağmura işarettir.
  10. Ağaçların yapraklarının alttan yukarı sararması kışın çok olacağının işaretidir.
  11. Töngel ve pelit kozağı çok olursa o yıl kış çok olur.
  12. Kışın meyveler çiçek açarsa (vakitsiz) o yıl ölüm çok olur.
  13. Zemheri ayında yağmur yağacağına katran yağsa daha iyidir.
  14. Akşamdan bulut kızarırsa hava açar, sabah bulut kızarırsa yağmur yağar.
  15. Bakla, bezelye vb. ayın eskisinde (Dolunay) ekilir. Ürün verimi iyi olur ve iyi pişer. Ayın yenisinde ekilirse iyi ürün vermez ve pişmez.
  16. Karakış karadan, Zemheri aradan, Gücük az, Mart yaz.

RÜZGÂRLAR:

Güneyden esen Rüzgarlara Kıble veya Ağ yel adı verilir. Kuzeyden esenlere ise Karayel adı verilir. Rüzgâr kuzeyden esiyor yerine “Denizden esiyor” sözü de yaygın olarak kullanılır. Kıbleden esen rüzgarlar sıcak, denizden esenler soğuktur.

Kiraz ayının başından Ağustos ortalarına kadar (10 Ağustos’a kadar) güneyden(kıbleden) esen ve kavurucu etki yapan sıcak rüzgarlara “Samyeli” adı verilir.

AYLARIN ÖZELLİKLERİ:

Gücük: Hava çok değişkendir. Bu ayda kış çok olursa “Deli Gücük Kudurdu.” denir.

Kiraz: Ekinlerin biçilme zamanıdır. Yağmur çok yağarsa ekin (buğday) sapları höbeklerde (öbeklerde)  (cuğullarda) çok kalır ve çürür. Bu nedenle bu aya “Çürük Ayı” da denir.

Bu çalışmamızla araştırılmayı bekleyen olan bir kültür mirasımıza dikkat çekmeye çalıştık.  Bu konuda bilgi vermek veya düzeltme yapmak isteyen herkesin bizimle bağlantı kurmasını istiyoruz.

KAYNAK KİŞİLER

  1. Hasan Basri ÖZYURT(Kabataş)
  2. Gülüşan YILMAZ (Kabataş)
  3. Selahattin EMİLLİ (Kabataş)
  4. Cavit YILMAZ (Kabataş)
  5. Osman Zeki ÖZYURT (Kabataş Lisesi Müdürü)
  6. Yusuf YILMAZ (Kabataş Lisesi Coğrafya Öğretmeni)


Hiç yorum yok